9 Şubat 2020 Pazar

2020 Oscar Tahminleri


Son birkaç yıldır artık yalnızca Oscar'dan Oscar'a yazdığım bu blogda sinemanın gidişatından şikayet ediyor, özellikle de Hollywood'a verip veriştirmekten geri kalmıyordum ama bu yıl film endüstrisi beni fazlasıyla mahcup etti. ABD dahil Dünyanın dört bir tarafından gelen kalburüstü filmler 2019 yılını -bu kez gerçekten- "iyi bir film yılı" olarak hatırlamamızı sağlayacak. Hollywood açısından bakacak olursak bunda şüphesiz sinemayı katleden Marvel filmlerinin Avengers: Endgame adlı vasat sirk gösterisiyle en azından bir süreliğine ortadan kalmasının rolü büyüktü. Öyle ki yıllardır bu filmler yüzünden sinemayı kendinden mahrum bırakan Scarlett Johansson, serinin sona ermesiyle oynadığı iki filmle birden Oscar'a aday gösterildi. Mark Ruffalo'yu yıllar sonra sağlam bir dramada izleme şansına kavuştuk, Robert Downey Jr. ise... Dr. Dolittle oldu... 

Bununla birlikte yeniden Oscar ödüllerine dönersek bunca iddialı filme rağmen tören gecesi pek fazla sürprize ve çekişmeye açık gibi görünmüyor. Birkaç hafta önce en az 3-4 adayın iddialı olduğunu düşündüğüm En İyi Film kategorisinin bile kazananı şimdiden belli gibi. Peki neden böyle oldu, şimdi en azından ana kategoriler için bunun analizini yapalım;

En İyi Animasyon:


Her ne kadar 2019 yılı sinema açısından oldukça parlak bir yıl olsa da, animasyon kategorisinde aynı şeyi söylemek pek de kolay değil. Adayların ikisinin başlangıcı oldukça eskiye dayanan serilerin devam filmleri olması bunun kanıtlarından biri. Bu kategorideki favorim Jérémy Clapin'in I Lost My Body'si olsa da ödülü muhtemelen daha geniş kitlelerin ilgisini çekme yönünde daha başarılı bir film olan Netflix yapımı Klaus kazanacak. Dışarıdan göründüğü kadar itici bir yapım olmayan Missing Link'in ise kazandığı Altın Küre'yle yetinmesi kesin gibi.

Kim Kazanır: Klaus
Kim Kazanmalı: I Lost My Body
Kim Kazanmamalı: Toy Story-4


En İyi Belgesel:


Bu yıl dersime iyi çalıştım ve Uzun Metraj Belgesel dalında aday gösterilen beş filmi de izledim. (Evet, aday sayısı dört değil beş, For Sama ve The Cave pek belli etmeseler de kağıt üzerinde iki farklı film). Bu kategorideki mutlak favorim ise son yıllarda izlediğim en estetik ve gerçekçi belgesel olan Honeyland olsa da rüzgar sanki son dönemde Dünyaya hakim olmakta olan Çin İşkencesi soslu çalışma düzeni tüm detaylarıyla ifşa eden American Factory'den yana. Bize çok da yabancı olmayan bazı unsurlar bakımından dikkate değer bir yapım olan The Edge of Democracy'nin de törenden ödülle ayrılma şansı pek yok gibi ne yazık ki.

Kim Kazanır: American Factory
Kim Kazanmalı: Honeyland
Kim Kazanmamalı: For Sama & The Cave


En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:


Geldik bu yılki törenin bol bol hak yenecek kategorilerinden birine... Bu daldaki adaylardan Al Pacino ve Joe Pesci, The Irishman'de gerçek anlamda muhteşem bir performans sergilemiş ve hatta Anthony Hopkins; muhabbetin orta yerinde ettiği anlamsız bir lafla size kendi saçma ideolojilerini kabul ettirmeye çalışan bir tanıdık gibi yersiz sinsilikler peşinde koşan The Two Popes'da Papa 16. Benedict'e dönüşmüş bile olsa, ödül büyük ihtimalle Brad Pitt'e gidecek. Pitt'in performansına elbette lafım yok ama bu adayla arasında ödülü Tom Hanks'le birlikte en az hak eden isim de o bana göre.

Kim Kazanır: Brad Pitt (Once Upon a Time in Hollywood)
Kim Kazanmalı: Joe Pesci (The Irishman)
Kim Kazanmamalı: Brad Pitt (Once Upon a Time in Hollywood)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:


Bu kategoride aday gösterilen oyuncuların rol aldığı filmlerden üçünü; Bombshell, Little Women ve Richard Jewell'ı henüz izlemedim (evet, screener görünce kusuyorum) ama görünen o ki Big Little Lies'daki Renata karakterinin geliştirilmiş bir versiyonunu Marriage Story'ye taşıyan Laura Dern, 9 Şubat gecesi hak ettiği Oscar'a kavuşacak. Bu arada Scarlett Johansson'un Jojo Rabbit ile aday gösterilmek için ne yaptığını anlamayan da sadece ben değilim sanıyorum. 

Kim Kazanır: Laura Dern (Marriage Story)
Kim Kazanmalı: Laura Dern (Marriage Story)
Kim Kazanmamalı: Scarlett Johansson (Jojo Rabbit)

En İyi Özgün Senaryo:


Yine hak yenmesi muhtemel kategorilerden biri var karşımızda. İşin ilginci bu hak yeme işini yapan filmin hep aynı olması. Quentin Tarantino'nun bana göre en sıkıcı filmi olan Once Upon A Time in Hollywood'da eleştirmenler benim göremediğim ne gördü bilmiyorum ama yalnızca bir-iki sahnesiyle akılda kalan bu iki buçuk saatlik iç bayıltıcı masal, ödülü en çok hak eden Parasite ile birlikte En İyi Özgün Senaryo dalının en büyük favorisi. Teknik anlamda kusursuz olsa da senaryo açısından pek bir numarası olmayan 1917'nin buradaki varlık nedeni de ayrı bir tartışma konusu. 

Kim Kazanır: Once Upon A Time in Hollywood
Kim Kazanmalı: Parasite
Kim Kazanmamalı: 1917

En İyi Uyarlama Senaryo:


İşte kendi adıma mutlak bir kazanan seçmekte zorlandığım bir kategori. Üç saatlik The Irishman'i bir üç saat daha sürse izlerdim, Joker bilindik bir öyküyü oldukça sürükleyici bir şekilde anlatması açısından değerli, The Two Popes ise İki Papa'yı konu alması bakımından son derece sıkıcı olması gereken bir hikayeyi izleyicinin içini baymadan, dinamik bir şekilde anlatmayı başarıyor. Buna karşın ödül büyük olasılıkla hiç de komik olmayan İkinci Dünya Savaşı komedisi Jojo Rabbit'e gidecek. Keşke en azından Little Women bir sürpriz yapabilse. 

Kim Kazanır: Jojo Rabbit
Kim Kazanmalı: The Irishman
Kim Kazanmamalı: Jojo Rabbit

Yabancı Dilde En İyi Film:


Aslında bu kategorinin kazananı yaklaşık altı ay öncesinden belliydi sadece aday gösterilecek diğer filmleri merak ediyorduk. Geçen yıl Roma'nın En İyi Film'i alacağı gibi safça bir tahminde bulunmuş ve bu dalda Cold War'a şans tanımıştım o açıdan bir daha aynı hataya düşüp bu ödülü Pain & Glory kazanır demeyeceğim. Parasite'ı kazandığı Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ı için şimdiden kutluyor, diğer adaylardan Corpus Christi ve Honeyland'e en içten sevgilerimi yolluyorum.

Kim Kazanır: Parasite
Kim Kazanmalı: Parasite
Kim Kazanmamalı: Once Upon a Tighgkh'!^'+

En İyi Yönetmen:

Bir-iki ay önce bu kategoride en büyük şansı Bong Joon Ho ve Martin Scorsese'ye verirdim ama hem ödül sezonunun gidişatı hem de 1917'nin teknik anlamdaki büyüleyiciliği fikrimi (ve muhtemelen çoğu kişinin fikrini) değiştirdi. Filmin gelecekte Birinci Dünya Savaşında geçen bir Saving Private Ryan olarak anılmayacak olmasında Sam Mendes'in rolü bir hayli fazla. Kariyerinin en berbat filmini çeken Quentin Tarantino'nun adaylar arasında olması akademi üyelerinin zevksizliğini göz önünde bulundurunca beni korkutmuyor değil ama yine de o kadar ileri gideceklerini sanmıyorum.

Kim Kazanır: Sam Mendes (1917)
Kim Kazanmalı: Sam Mendes (1917)
Kim Kazanmamalı: Quentin Tarantino (Once Upon a Time in Hollywood)

En İyi Erkek Oyuncu:


Kazananı altı ay öncesinden belli olan bir kategori daha. Bu dalda ödülün Marriage Story'de harikalar yaratan Adam Driver ya da uzun bir aradan sonra iyi bir filmde boy gösterip kariyerinin en iyi performanslarından birini sergileyen Antonio Banderas'a gitmesini isterdim ama gecenin kazananının Joaquin Phoenix olacağını herkes biliyor. Uncut Gems'de kendini aşan Adam Sandler'ın aday bile gösterilmemesi ise Akademi'nin bu seneki bir başka ayıbı.

Kim Kazanır: Joaquin Phoenix (Joker)
Kim Kazanmalı: Adam Driver (Marriage Story)
Kim Kazanmamalı: Leonardo DiCaprio (Once Upon a Time in Hollywood)

En İyi Kadın Oyuncu:


Hiç bir heyecan barındırmayan bir başka kategori... Judy Garland portresiyle Renée Zellweger ödülü kazandı bile ama benim gönlüm Marriage Story'deki performansıyla Scarlett Johansson'dan yana. Bombshell ve Little Women'ın durumu malum hiç oralara girmeyeyim ama Cynthia Erivo'nun Hariret'la aday gösterilmesindeki sinir bozucu zorlamayı da tarihe not düşmüş olayım.

Kim Kazanır: Renée Zellweger (Judy)
Kim Kazanmalı: Scarlett Johansson (Marriage Story)
Kim Kazanmamalı: Cynthia Erivo (Harriet)

En İyi Film:


Geldik son yılların en fazla sürpriz yaşanan kategorisine. Tıpkı En İyi Yönetmen'de olduğu gibi En İyi Film dalındaki adaylardan: The Irishman, Parasite, Joker, 1917 ve ne yazık ki Once Upon A Time in Hollywood benim açımdan yarışı burun buruna götürüyordu ki Altın Kürelerle esmeye başlayan rüzgar 1917'yi son birkaç haftadır birkaç adım öne çıkardı. Pinema denilen uyduruk dağıtımcı sayesinde on beş yıl aradan sonra screener (ama 1080p :P) izlemek zorunda kalmamı görmezden gelirsek, filmden -belki de yakın zamanda They Shall Not Grow Old'u da izlemem nedeniyle- oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Bununla birlikte bu dalda benim mutlak favorim elbette Parasite. Ne var ki geçen sene Roma'nın başına gelenler büyük ihtimalle tekrarlanacak ve ödül 1917'ye gidecek. Tabii bir de görmezden gelinmemesi gereken en kötü senaryo var ki o da bir son dakika sürpriziyle sinema dünyasının ilginç bir sempatiyle karşılaştığı Once Upon a Time in Hollywood'un ödüle uzanması... 

Kim Kazanır: 1917
Kim Kazanmalı: Parasite
Kim Kazanmamalı: Once Upon a Time in Hollywood




Hiç yorum yok: