2 Mart 2018 Cuma

2018 Oscar Tahminleri


Sinema açısından oldukça sevimsiz bir yıl olan 2017'yi tam anlamıyla geride bırakabilmek için artık önümüzde sadece saatler kaldı. Çoğunluğu, ilk dokuz ayı bomboş geçen bir yılın son çeyreğinde gösterime giren filmlerden oluşan bu yılki aday listesinde göze çarpan bir başka ayrıntı da orijinal içerik üretmekte büyük sıkıntı çeken Hollywood'un geçtiğimiz birkaç yılda olduğu gibi bu yıl da sırtını tarihi ya da biyografik yapımlara dayamış olması. Özgün senaryoya sahip -olduğu iddia edilen- filmlerin yönetmenlerinin geçmişlerine ihanet edip tribünlere oynamayı tercih etmesi ise 2017'yi bir an önce hafızalarımızdan silmek istememiz için bir başka neden. Bu karamsar girizgahın ardından tahminlere törenin en renkli kategorilerinden biri ile başlayalım: 

En İyi Animasyon:


Özgün içerik üretemeyen Amerikan Sineması, animasyon çekme konusunda da problemler yaşıyor olmalı ki bu yılki beş adaylıktan ikisi The Boss Baby ve Ferdinand gibi uyduruk yapımlara gitmiş. Yıl boyunca birçok organizasyonda kazandığı ödüllerden çok aldığı adaylıklarla gündeme gelen The Breadwinner'ın da pek bir şansının olmadığını göz önünde bulundurursak geriye sadece Coco ve Loving Vincent kalıyor. Çok sevdiğim bu filmler arasında ikincisinin kazanması beni fazlasıyla mutlu edecek olsa da yarıştan Coco'nun galip çıkması neredeyse kesin gibi.  

Kim Kazanır: Coco
Kim Kazanmalı: Coco
Kim Kazanmamalı: The Boss Baby


En İyi Yabancı Film:


Geçtiğimiz yıllarda büyük sürprizlerin yaşandığı bu kategoride inandırıcılıktan uzak hikayesiyle baştan kaybeden The Insult dışında oldukça iddialı yapımlar yer alıyor. Bence geçen yılın en iyi filmi olan The Square, biraz fazla abartıldığını düşündüğüm On Body and Soul, Zvyagintsev'in son harikası Loveless ve damakta bayat bir Ferzan Özpetek & Almodovar kokteyli tadı bırakan A Fantastic Woman arasında en şanslı aday, tamamen politik doğruculuk sonucu Sebastián Lelio'nun filmiymiş gibi duruyor. Akademi Üyeleri bu dal aracılığıyla geçen yıl The Salesman ile yaptıkları gibi dünyaya bir mesaj vermeye kalkarlar mı bilemem ama Oscar Ödül Töreni her geçen yıl prestijinden bir şeyler kaybediyorsa, bunun en büyük nedenlerinden birinin bu sakat düşünce tarzı olduğu gün gibi ortada. 

Kim Kazanır: A Fantastic Woman
Kim Kazanmalı: The Square
Kim Kazanmamalı: A Fantastic Woman


En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:



Geçen yıl saçma bir şekilde Mahir Ali Bey'e giden bu ödülün, bu yıl kariyerinin en antipatik rollerinden biriyle karşımıza çıkan Sam Rockwell ile buluşması an meselesi. Call Me By Your Name'deki performansıyla parmak ısırtan Michael Stuhlbarg'ın görmezden gelinmesi bu kategorideki diğer adayları anma isteğimi yok etse de bu konudaki tek istisna, The Florida Project isimli sevimsiz çocuklar panayırında en azından kısa bir süre için kafa dinlememizi sağlayan Willem Dafoe olabilir.

Kim Kazanır: Sam Rockwell (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
Kim Kazanmalı: Willem Dafoe (The Florida Project)
Kim Kazanmamalı: Woody Harrelson (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)


En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:


Şöhretlerini daha çok televizyon yapımlarında canlandırdıkları karakterlere borçlu, artık altmışlarına gelmiş  üç yetenekli kadının isminin öne çıktığı bu kategorinin diğer adayları R&B dünyasından beyazperdeye transfer olan Mary J.Blige ve sürekli aynı rollerde izlemekten keşke boş günü olsa da bize de temizliğe gelse diye hayıflandığımız Octavia Spencer. Janney & Metcalf & Manville şeytan üçgeni arasında ibre her ne kadar Allison Janney'yi gösteriyor olsa da benim buradaki favorim Phantom Thread'in soğuk cevheri Lesley Manville.

Kim Kazanır: Allison Janney (I, Tonya)
Kim Kazanmalı: Lesley Manville (Phantom Thread)
Kim Kazanmamalı: Mary J. Blige (Mudbound)


En İyi Özgün Senaryo:



Yazının başında da belirttiğim gibi özgünlük, Hollywood'da günden güne kaybolmakta olan bir kavram. Bu yılki özgün senaryo adaylarından Get Out dışındakilere baktığımızda bu kavramın ne derece ayağa düştüğünü daha iyi görebiliriz. Evet Lady Bird çok iyi bir film, The Big Sick, The Shape of Water ve özellikle Three Billboards kalburüstü sayılabilecek yapımlar ama bunların benzerlerini daha önce ziyadesiyle izledik. Bu bağlamda bu yıl bu ödülü kazanması gereken yegâne film olarak göze çarpan Get Out, umuyorum geceden hak ettiğini alarak ayrılacaktır.

Kim Kazanır: Get Out
Kim Kazanmalı: Get Out
Kim Kazanmamalı: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri


En İyi Uyarlama Senaryo:


Amerikan Film Sektörü, özgün içerik üretmekte ne denli karın ağrısı çekiyorsa, uyarlamalar konusunda da bir o kadar yetenekli. Bu dalda aday olan beş filmin yanına bir beşinin daha hiç zorlanmadan eklenebileceğini düşünsem de elimizdekiler arasında en başarılısı, aynı zamanda senenin en iyi filmlerinden biri olan Call Me By Your Name. LGBT sinemasında gerçek anlamda çığır açan (bu taş Moonlight'ın kafasını yarsın) bu film, Türkiye'deki kendini eleştirmen sayan bazı "sinefillerin" gerçek yüzlerini görmemizi sağlayan bir turnsol kağıdı görevi üstlenmesi açısından da önem taşıyor aynı zamanda. Bu kategorideki diğer adaylardan Logan ve The Disaster Artist'e karşı duyduğum sempatiyi de dile getirip ödülü hak edene teslim ediyorum.

Kim Kazanır: Call Me By Your Name
Kim Kazanmalı: Call Me By Your Name
Kim Kazanmamalı: Mudbound

En İyi Yönetmen:


Ya da diğer adıyla "Guillermo del Toro'yu Susturalım" kategorisindeki heykelcik , hem sinemaseverlere hem de sahibine rahat bir nefes aldıracak. Adaylar arasında yer alan Jordan Peele törenin gidişatına göre bir sürpriz yapma potansiyeli taşısa da bu ödülün asıl hak edenleri Paul Thomas Anderson ve Greta Gerwig geceden ne yazık ki eli boş dönecek iki isim. 

Kim Kazanır: Guillermo del Toro (The Shape of Water)
Kim Kazanmalı: Greta Gerwig (Lady Bird)
Kim Kazanmamalı: Christopher Nolan (Dunkirk)


En İyi Erkek Oyuncu:


Geçen yıl garip adaylıklarla sinir bozan bu kategoride bu yıl daha eli yüzü düzgün performanslar yer alıyor. Gönlümüz, Call Me By Your Name ile yürek burkan Timotheé Chalamet ile olsa da ödülün ağır makyaj altında Churchill'den çok Dracula'yı andıran Gary Oldman'a gitmesi neredeyse kesin gibi. Phantom Thread ile bizi kendine son bir kez hayran bırakan DDL, Roman J. Israel Etc.'da sıradan bir filmi izlenebilir kılan Denzel Washington ve Get Out'taki performansıyla gelecek için ümit vadeden Daniel Kaluuya, bu ikilinin yanına serpiştirilmiş gibi duran diğer iştah açıcılar.

Kim Kazanır: Gary Oldman (Darkest Hour)
Kim Kazanmalı: Timothée Chalamet (Call Me By Your Name)
Kim Kazanmamalı: Gary Oldman (Darkest Hour)


En İyi Kadın Oyuncu:

Bu yıl hak edenle kazananın aynı olması muhtemel nadir kategorilerinden biri "En İyi Kadın Oyuncu". Three Billboards'daki performansı sayesinde, benzer bir huysuz kadın rolüyle karşımıza çıktığı mini dizi Olive Kitteridge'le hak edip alamadığı Altın Küre'ye kavuşan Frances McDormand, Oscar heykelciğinin de en önemli adayı. McDormand'ın en büyük rakibi The Shape of Water'ın umutsuz aşığı Sally Hawkins gibi görünmekle birlikte ödülü henüz yirmi üç yaşında üçüncü adaylığını alan Saoirse Ronan'ın kazanmasının, Hollywood'un iç karartan geleceğine tutulan bir umut ışığı anlamı taşıyacağını da unutmamak lazım.

Kim Kazanır: Frances McDormand (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
Kim Kazanmalı: Frances McDormand (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
Kim Kazanmamalı: Meryl Streep (The Post)


En İyi Film:


Geçen sene kazananından çok anons edilmesi sırasında yaşanan talihsizlikle gündeme gelen bu kategoride 2017'nin galibi de büyük ihtimalle çoğu sinemaseveri memnun etmeyecek. The Shape of Water ve Three Billboards Outside Ebbing, Missouri arasında geçmesi gereken yarışı yüksek olasılıkla, filme adını veren ilan panosu fikri sayesinde şimdiden sosyal bir fenomene dönüşmekte olan Three Billboards kazanacak  ancak Get Out'un aradan sıyrılması teorileri de konuşulmuyor değil. Bu kategorideki favori filmlerim arasında bulunan Call Me By Your Name'in geçen yıl yaşanan ucuz pozitif ayrımcılık eylemi nedeniyle ödül şansı pek bulunmuyor maalesef. Kategorinin diğer iyi filmleri Lady Bird ve Phantom Thread'in de şu ana dek esamelerinin okunmaması, ödülün bu yıl son on beş dakikasına kadar tıkır tıkır işleyip finalde bir çuval inciri berbat eden "Üç Pano"ya gidecek olmasına dair bir başka işaret. 

Kim Kazanır: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
Kim Kazanmalı: Get Out
Kim Kazanmamalı: The Shape of Water

Diğer Kategoriler:

En İyi Kurgu: Baby Driver
En İyi Görüntü Yönetimi : Dunkirk
En İyi Kostüm Tasarımı: Phantom Thread
En İyi Müzik: The Shape of Water
En İyi Özgün Şarkı: Remember Me (Coco)
En İyi Makyaj: Darkest Hour (!?) 
En İyi Görsel Efekt: Blade Runner 2049
En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Shape of Water
En İyi Ses Kurgusu: Dunkirk
En İyi Ses Miksajı: Star Wars: The Last Jedi
En İyi Belgesel: Faces Places 

25 Ocak 2018 Perşembe

!f 2018: Güç Olsun ama Geç Olmasın


Geçen yıl bu zamanlar yaptığım !f değerlendirmesini "organizasyonu yapanların önümüzdeki sene sabırsız izleyicilerini de düşünüp programda güncel filmlere biraz daha fazla yer vermeleri" dileğiyle sonlandırmıştım. Buna karşın benimle birlikte daha birçok sinemaseverin de paylaştığı bu dilek çok da şaşırtıcı olmayan bir şekilde göz ardı edilmiş olacak ki sevgili Bağımsız Filmler Festivalimiz - her ne kadar geçen yıla göre aşama kaydetmiş de olsa-  eski formundan yine bir hayli uzakta. Önlerine ne konulursa beğenmeye hazır bir kesimin açıklanır açıklanmaz "nefis", "muhteşem" veya "dopdolu" gibi sıfatlarla nitelendirmekte yarıştığı bu seneki program, ne yazık ki tıpkı 2017'de olduğu gibi sinemanyaklar tarafından uzun süre önce tüketilmiş yapımlarla dolu...

Phantom Thread
Bu konuda en şanssız bölüm, festivalin en gösterişli kısmı olması gereken "Galalar" hiç şüphesiz. Zaten çok kuvvetli filmlerden oluşmayan bu seçkideki filmlerin birçoğunun "malum ortamlara" düşmüş olması (ki bu aynı zamanda yurt dışında Blu-Ray/DVD'lerinin çıkmış ya da çok yakında çıkacak olması anlamına geliyor), benim gibi Screener kalitesizliğini reddeden sabırlı izleyicileri bile bu bölüme karşı mesafeli yaklaşmaya itiyor. Böylelikle Brad's Status, Professor Marston & The Wonder Women ve Last Flag Flying gibi göreceli olarak mütevazı yapımların yanı sıra Mudbound, Lady Bird, The Florida Project ve The Disaster Artist gibi ödül avcıları da seyircide sinemaya gitme isteği uyandıramıyor. Sonuçta  şu an için bu bölümün en iddialı filmi, aldığı Oscar adaylıklarıyla iyice merak uyandıran Phantom Thread'miş gibi görünmekle birlikte Avustralya yapımı Sweet Country ve yine yakında genel erişime açılacak Death of Stalin sürpriz yapabilme olasılığı yüksek yapımlar olarak göze çarpıyor. Bunların arasına en azından Downsizing, You Were Never Really Here, Disobedience ya da Hostiles gibi nispeten yakın tarihli filmler eklenebilse daha heyecan verici bir liste oluşturulabilirdi belki de. 

Les Affamés
Benim için Galalardan sonra en önemli bölüm olan "Karanlık & Köşeli", bu yıl pek üzmüyor. Ciddiye alınmadan izlenirse hoşça vakit geçirtebilecek Brawl in Cell Block 99 ve Mom and Dad'in yanı sıra Kanada yapımı Les Affamés, Hélène Cattet & Bruno Forzani ikilisinin yeni filmi Laissez Bronzer Les Cadavres ve bilindik bir hikaye anlatsa da farklı bir yapıya sahipmiş gibi görünen Revenge bu bölümün diğer ilgi çekici filmleri.

Karanlık & Köşeli'den sonra en ilginç filmlere rastlama şansımızın olduğu bir başka bölüm olan "Oyun"da bu yıl on bir film yer alıyor. Çoktan izlediğimiz The Nile Hilton Incident ve Most Beautiful Island'ı bir kenara koyarsak Estonya'nın Oscar aday adayı November, The Witch'i andırdığı iddia edilen Hagazussa: A Heathen's Curse, fazla çocuk işiymiş gibi dursa da iyi eleştiriler alan I Kill Giants ve yurt dışında birkaç gün içinde internet üzerinden legal olarak izlenebilecek olan A Ciambra göz atılabilecek diğer filmler.

Les Garçons Sauvages
Bu yılki festivalin benim açımdan en sıkıcı bölümü "Keş!f". Birbirine benzeyen kuvvetle muhtemel iç bayıcı hikayelerin anlatıldığı filmlerle dolu bu bölümün parlayan yıldızı Bertrand Mandico'nun ilk uzun metraj filmi Les Garçons Sauvages. Belgeselleriyle tanınan Pedro Pinho'nun yönettiği The Nothing Factory topladığı ödüllerle dikkat çekse de üç saatlik süresi ve müzikal etiketi nedeniyle pek de bulaşma isteği uyandırmıyor.

Tom of Finland
Genelde ilginç işlere rastladığımız "Gökkuşağı" da Tom of Finland ve The Wound gibi filmleri izlemiş olanlar için çok çekici alternatifler sunamıyor maalesef. Yine de sinemada belgesel izlemeye meraklı olanlar, Silvana ve Queer Core gibi yapımlara göz atabilir.

Belgesel demişken, festival bu açıdan her zamanki gibi oldukça doyurucu. Galalar kısmında gösterilecek City of Ghosts ve Human Flow dışında, "Aşk & Başka Bi' Dünya" bölümdeki The Work, Mr. Gay Syria, When God Sleeps ya da "Sanat Hayat İçindir"de yer alan 78/52: Hitchcock's Shower Scene ve Jane meraklıları tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

Şimdi gelelim geleneksel "bunları kaçırmayalım" listemize. Bu yıl listeye bir çoktan tüketilmiş filmler süzgeci koymanın daha uygun olacağını düşündüm, sonuçta ortaya şöyle bir ilk 10 çıktı:


Les Affamés
Les Garçons Sauvages
Hagazussa
The Work
Phantom Thread
Kar
November
Laissez Bronzer Les Cadavres
Sweet Country
78/52: Hitchcock's Shower Scene


!f, İstanbul'da Nişantaşı Citys, Levent Kanyon, Caddebostan CKM ve Acıbadem Akasya'da 15-25 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek ve biletler 2-4 Şubat arasında %10 indirimle satın alınabilecek.